Mekanik Klavye Switch Tarikatı

Mekanik klavye alıyorsun.

Sonra olay klavye olmaktan çıkıyor.

“Red mi?”

“Brown mu?”

“Linear mı?”

“Clicky mi?”

“Actuation point kaç?”

“Hot-swap var mı?”

“Keycap profili ne?”

Sonra bir bakıyorsun adam mekanik klavye switch seçimini hayat memat meselesi haline getirmiş.

Bir foruma giriyorsun.

Adam 45 dakika switch anlatıyor.

Sonra başka biri geliyor:

“Ben Red Switch kullanıyorum ama yeni nesil switchlerde daha iyi his var.”

Neyi hissediyorsun?

Tuşa basıyorsun.

Bilgisayara harf gidiyor.

Mevzu bu.

Mekanik klavye mi normal klavye mi diye başlayıp tarikat üyesi olmak

Mekanik klavye nedir diye arayan normal bir insan birkaç dakika içinde bilgi sahibi olabilir.

Her tuşun altında mekanik bir switch vardır.

Bitti.

Ama internette olay öyle değil.

Bir süre sonra kendini switch karşılaştırmalarının içinde buluyorsun.

Sonra keycap.

Sonra yay.

Sonra stabilizer.

Sonra foam.

Sonra mod.

Sonra yağlama.

En sonunda klavyenin içine girip tornavidayla uğraşıyorsun.

Bilgisayarda yazı yazmak için aldığın klavye artık başlı başına bir hobiye dönüşmüş.

“Bu switch’in sesi daha tok”

İşte burada tarikat ayini başlıyor.

Adam klavyeye basıyor.

“Tok.”

Başka klavyeye basıyor.

“Tak.”

Başka switch:

“Klak.”

Mekanik klavye sesi konusunda öyle yorumlar var ki insan sanki ses mühendisliği laboratuvarında deney yapılıyor sanıyor.

Klavye kullanırken harf yazıyorsun.

Kimse klavyenin çıkardığı sesi Grammy ödülüne aday göstermiyor.

Red Switch meselesi de başka bir saçmalık

Sonra Red Switch tayfası geliyor.

“Red daha hızlı.”

Nerede hızlı?

Adam Word’de dilekçe yazıyor.

Red Switch ile yazınca cümle daha hızlı mı bitiyor?

Hayır.

Ama gaming klavye pazarlamasında her şey hız.

1 ms.

0.1 ms.

Rapid trigger.

8K.

Analog.

Manyetik.

Optik.

Sanki klavye değil Formula 1 aracı.

Bir harfe basıyorsun.

Bilgisayar harfi yazıyor.

“Mekanik klavye önerisi” diye sorunca 15 farklı tarikat çıkıyor

Google’a mekanik klavye önerisi yazıyorsun.

Karşına onlarca model çıkıyor.

Sonra yorumlar:

“Bu fiyata alınmaz.”

“Şu switch daha iyi.”

“Bu stabilizer berbat.”

“Keycapleri değiştir.”

“Foam mod yap.”

“Stok haliyle kullanma.”

Bir klavye alıyorsun.

Daha kutudan çıkmadan mod listesi hazırlanmış.

Böyle ürün mü olur?

Klavyenin tuşu bile uzmanlık konusu oldu

Bir de mekanik klavye tuşu meselesi var.

Tuş kapağı.

Keycap.

Profil.

Malzeme.

ABS.

PBT.

Double-shot.

OEM.

Cherry.

XDA.

SA.

Bir harfe basıyorsun.

Ama o harfin üzerinde duran plastik parçanın profilini bilmediğin için kendini eksik hissediyorsun.

Ulan ben “A” tuşuna basıyorum.

A yazıyor.

Daha ne yapacak?

Tuş takımı değil, koleksiyon ürünü

Bir süre sonra adamın masasında üç tane klavye oluyor.

Biri Red.

Biri başka switch.

Biri kablolu.

Biri kablosuz.

Biri 60%.

Biri TKL.

Biri full size.

Sonra:

“Bu benim günlük kullandığım.”

Diğerleri?

“Onlar da koleksiyon.”

Klavye koleksiyonu.

Bilgisayarda yazı yazmak için kullanılan cihazdan koleksiyon yapmış.

Mekanik klavye tuş takımı satın alıyor.

Sonra başka tuş takımı.

Sonra başka keycap.

Sonra başka switch.

Bu işin sonu yok.

Kablosuz olunca da bir anda özgürlük geliyor

Bir de mekanik klavye kablosuz furyası var.

Kabloyu çıkarıyorsun.

“Setup temizlendi.”

Tamam.

Sonra pil bitiyor.

Şarj et.

Dongle ara.

Firmware güncelle.

Bağlantıyı kontrol et.

Klavye kullanmak için bilgisayar mühendisi gibi uğraş.

Kablolu klavyeyi takıyorsun.

Çalışıyor.

Bitti.

Ama yok.

Kablo görmek istemiyorlar.

Masa tertemiz olacak.

Sonra masanın üzerinde üç tane USB dongle, mouse alıcısı, kulaklık alıcısı duruyor.

Harika temizlik.

“Mekanik klavye oyuncular için şart”

Bu da başka bir hikaye.

Gaming mekanik klavye kullanmak zorunda değilsin.

Klavye düzgün çalışıyorsa oyun oynarsın.

Elbette bazı mekanik klavyelerde farklı his, farklı tepki veya özellikler olabilir.

Ama bunları devasa performans farkı gibi satmak komik.

Özellikle:

“Bu klavyeyle rankım yükseldi.”

gibi laflar çıkınca insanın kahkaha atası geliyor.

Rank yükselmediyse switch değiştirmek çözüm değil.

Bir de klavye sesi videoları var

YouTube’a giriyorsun.

“Mekanik klavye sound test.”

Adam klavyeye basıyor.

Çıt çıt çıt çıt.

Sonra başka klavyeye:

Tok tok tok tok.

İnsanlar yorumlarda kavga ediyor.

“Bu daha creamy.”

“Hayır bu daha thocky.”

“Hayır sen anlamıyorsun.”

Abi…

Klavye.

Bu.

Klavye.

Bir bilgisayar parçasına ses karakteri üzerinden şarap tadımı yapar gibi yorum yapmak gerçekten ayrı bir seviye.

Sonra mouse seti de geliyor

Bir de işin mekanik klavye mouse set tarafı var.

Klavye aldın.

Mouse da aynı markadan olacak.

Kulaklık da aynı.

Mousepad de aynı.

Masa da aynı.

RGB’ler aynı renk.

Sonra masaya bakıyorsun.

Her yer ışık.

Klavye yanıyor.

Mouse yanıyor.

Kasa yanıyor.

Kulaklık yanıyor.

Ekranın arkasında ışık.

Ama oyunda adam yine seni vuruyor.

RGB sana aim vermiyor.

Bütün mesele tuşa basmak

Klavye teknolojisi elbette gelişebilir.

Ama internetin bunu bir kimlik yarışına çevirmesi saçma.

Bir insan mekanik klavye switch konusunda 40 farklı model ezberleyebilir.

Ama bunun bilgisayar kullanma becerisiyle doğrudan bir ilgisi yok.

Red Switch bilmek seni uzman yapmıyor.

Hot-swap bilmek seni uzman yapmıyor.

Klavyenin içine yağ sürmek hiç yapmıyor.

Sen sadece klavye kullanıyorsun.

Sonuç

Mekanik klavye tarikatı yıllardır aynı şeyi yapıyor.

Basit bir bilgisayar çevre birimini alıp gereksiz derecede karmaşık bir hobiye çeviriyor.

Switch seç.

Keycap seç.

Profil seç.

Foam koy.

Stabilizer değiştir.

Yağla.

Modla.

Firmware yükle.

RGB ayarla.

Sonra bilgisayarın başına otur.

Ve…

Yazı yaz.

Bütün bu tantananın sonunda yaptığın şey bu.

Bir klavyenin iyi olması için 17 farklı teknik terim bilmek gerekmiyor.

Tuşa basınca çalışsın.

Eline uyuyorsa kullan.

Sesinden rahatsız etmiyorsa kullan.

Bozulmuyorsa kullan.

Gerisini de fazla büyütmeyin.

Çünkü sonuçta mekanik klavye tuşu hâlâ sadece bilgisayara bir karakter gönderen bir tuş.

Yorum Bırak