Linux Kullanıcıları Neden Bilgisayar Performansından Çok Masaüstü Screenshot’ı Yarıştırıyor?

Linux dünyasında bilgisayar kullanmak bazen ikinci planda kalıyor.

Asıl mesele artık bilgisayarın ne kadar hızlı olduğu değil.

Masaüstünün ne kadar havalı göründüğü.

Bir Linux topluluğuna giriyorsunuz.

Ekran görüntüleri.

Koyu tema.

Şeffaf pencereler.

Minimalist duvar kâğıtları.

Ortalanmış dock.

Devasa saat.

Özel ikonlar.

Terminalde renkli yazılar.

Biraz blur.

Biraz gölge.

Biraz transparanlık.

Sonra başlık:

“My rice.”

İnsan bakıyor ve düşünüyor:

Bilgisayar mı kullanıyorsun, yoksa bilgisayarının fotoğrafını mı çekiyorsun?

Linux Masaüstü Özelleştirme Neden Bir Hobiye Dönüştü?

Linux’un masaüstü özelleştirme konusunda neredeyse sınırsız seçenek sunması yıllardır övülüyor.

İstediğin temayı kur.

İkonları değiştir.

Paneli taşı.

Dock ekle.

Pencere yöneticisini değiştir.

Terminali değiştir.

Fontu değiştir.

Animasyon ekle.

Efekt ekle.

Sonra bir de dotfiles’larını paylaş.

Bunların hepsi teknik olarak mümkün.

Fakat ortaya çıkan şey çoğu zaman daha iyi bir bilgisayar deneyimi değil.

Daha süslü bir bilgisayar görüntüsü.

Bilgisayar aynı bilgisayar.

İşlemci aynı.

SSD aynı.

RAM aynı.

Yaptığın iş aynı.

Ama dock 4 piksel daha aşağıda.

Demek ki devrim gerçekleşmiş.

“Rice” Nedir, Neden Herkes Bilgisayarını Süslemeye Başladı?

Linux dünyasında “rice” veya “ricing”, masaüstünü yoğun biçimde özelleştirip estetik bir görünüm oluşturma kültürünü ifade ediyor.

Başlangıçta eğlenceli bir uğraş olabilir.

Ama Linux topluluklarında zaman zaman öyle bir noktaya geliyor ki, masaüstü özelleştirmesi neredeyse bilgisayar kullanmanın kendisinden daha fazla ilgi görüyor.

Bir kullanıcı günlerce masaüstünü düzenliyor.

Yeni tema arıyor.

İkon değiştiriyor.

Font değiştiriyor.

Terminali ayarlıyor.

Dock’u ayarlıyor.

Pencere yöneticisini ayarlıyor.

Sonra ekran görüntüsünü paylaşıyor.

Altına da:

“Rate my setup.”

yazıyor.

Bilgisayarın performansıyla ilgili tek kelime yok.

Çünkü önemli olan bilgisayarın ne yaptığı değil.

Nasıl göründüğü.

Linux Masaüstü Ekran Görüntüsü Yarışması

İşin en komik tarafı burada.

Linux masaüstü ekran görüntülerine bakınca bazen bilgisayarların performansını değil, dekorasyonunu karşılaştırdığınızı sanıyorsunuz.

Birinde macOS çakması dock.

Diğerinde Windows çakması panel.

Bir başkasında tamamen karanlık tema.

Bir diğerinde transparan terminal.

Sonra herkes birbirinin ekran görüntüsünü değerlendiriyor.

“10/10.”

“Clean.”

“Beautiful.”

“Nice rice.”

“Dotfiles?”

Sanki bilgisayar satın almıyorsunuz.

İç mimar çağırıyorsunuz.

Bilgisayarın Gücünü Değil, Duvar Kâğıdını Yarıştırıyorlar

İşletim sisteminin temel görevi bilgisayarı kullandırmak.

Programları çalıştırmak.

Dosyaları yönetmek.

Donanımı kullanmak.

İş yaptırmak.

Ama Linux masaüstü kültürünün belirli bölümlerinde bu amaçların üzerine garip bir estetik yarış eklenmiş durumda.

Kim daha güzel masaüstü yaptı?

Kim daha minimalist?

Kim daha fazla blur kullandı?

Kim daha güzel dock yaptı?

Kim terminalini daha havalı gösterdi?

Kim daha iyi ekran görüntüsü aldı?

Bütün bunların bilgisayarın gerçek performansına doğrudan hiçbir etkisi yok.

Ama screenshot alıp paylaşınca alkış geliyor.

Dock’un Konumunu Değiştirmek Neden Başarı Gibi Sunuluyor?

Bir dock düşünün.

Uygulama ikonlarını gösterecek.

Hepsi bu.

Fakat Linux dünyasında dock bazen başlı başına bir mühendislik projesine dönüşüyor.

Yukarı mı?

Aşağı mı?

Ortada mı?

Şeffaf mı?

Tamamen gizli mi?

Fare gelince büyüsün mü?

Animasyonlu mu?

Gölge olsun mu?

İkonlar kaç piksel?

Köşeler ne kadar yuvarlak?

İnsan burada bilgisayar kullanmayı bırakıp dock mühendisliği yapmaya başlıyor.

Ve bütün bu uğraşın sonunda elde edilen şey:

Uygulama ikonlarının bulunduğu bir çubuk.

Tebrikler.

MacOS Çakması Yapıp Özgürlükle Övünmek

Linux kullanıcılarının en sevdiği kelimelerden biri özgürlük.

Ama bu özgürlüğün pratikte nasıl kullanıldığına bakınca ortaya başka bir komedi çıkıyor.

macOS gibi dock.

macOS gibi üst panel.

macOS gibi ikonlar.

macOS gibi pencere düzeni.

macOS gibi transparan efektler.

Sonra:

“Linux’ta her şeyi istediğim gibi yapabiliyorum.”

Evet.

İstediğin gibi yapıp Apple’ın masaüstünü kopyalamışsın.

Özgürlüğün sonucunda ulaştığın yer:

Çakma macOS.

Windows Çakması Yapanlar da Ayrı

MacOS özentiliği yetmiyor.

Windows benzeri Linux masaüstleri de her yerde.

Alt panel.

Sol tarafta uygulama menüsü.

Sağda sistem tepsisi.

Windows’a benzeyen pencere düğmeleri.

Windows’a benzeyen menüler.

Sonra:

“Linux çok farklı.”

Neresi farklı?

Arka planda çalışan paket yöneticisi mi?

Çünkü ekrana baktığınızda Windows’un başka bir tema paketlenmiş hali duruyor.

Linux’un koskoca özgürlük alanını kullanıp Windows’un masaüstünü yeniden çizmek de ayrı bir yaratıcılık gösterisi.

“Minimalist” Masaüstü Değişiyor mu?

Bir de minimalist masaüstü modası var.

Masaüstünde hiçbir şey yok.

Bir duvar kâğıdı.

Bir saat.

Bir terminal.

Belki küçük bir dock.

Ve açıklama:

“Minimal setup.”

Bilgisayarda zaten hiçbir şey yok.

Ne olacaktı?

Mobilya mı koyacaktın?

Bazen Linux masaüstü özelleştirmesinde yapılan şey, olmayan şeyi daha estetik hale getirmekten ibaret.

Kullanıcı masaüstünü o kadar sadeleştiriyor ki sonunda masaüstü kullanmıyor.

Sonra bunun ekran görüntüsünü alıyor.

Dotfiles Gösterisi

Bir başka Linux klasiği de dotfiles.

Kullanıcı masaüstünü özelleştiriyor.

Sonra yapılandırma dosyalarını GitHub’a koyuyor.

Başka biri indiriyor.

Kendi sistemine kuruyor.

Sonra onu biraz değiştiriyor.

Başka biri tekrar indiriyor.

Böylece herkes birbirinin özelleştirmesini kopyalayarak kendi “özgün” masaüstünü oluşturuyor.

Sonunda:

Herkes farklı görünümlü aynı şeyi kullanıyor.

Özgürlük yine görevini başarıyla tamamladı.

Terminali Bile Dekorasyona Çevirdiler

Terminal normalde bir araç.

Komut yazarsınız.

Sonuç alırsınız.

Linux’ta ise terminalin görünüşü bile ayrı bir estetik yarışına dönüştürülebiliyor.

Font.

Prompt.

Renk.

Simgeler.

Git bilgisi.

Sistem bilgisi.

Animasyon.

Şeffaflık.

Blur.

Terminali açıyorsunuz.

Ekranda devasa bir ASCII logosu.

Altında işlemci bilgisi.

RAM.

Kernel.

Dağıtım.

Shell.

Tema.

Ve bütün bunların arasında yapmanız gereken iş:

cd

Bir de dosya listelemek.

Bilgisayarın terminali değil, otomobilin gösterge paneli gibi davranıyor.

Linux Kullanıcıları Neden Bu Screenshot’ları Bu Kadar Seviyor?

Çünkü Linux kullanımının önemli bir bölümü teknik merak üzerine kurulu.

Sistemi kurcalamak keyif veriyor.

Bir şeyi değiştirmek keyif veriyor.

Sonra ortaya çıkan şeyi başkalarına göstermek daha da keyifli.

Buraya kadar sorun yok.

Sorun, bunun zaman zaman Linux kullanımının başarı göstergesine dönüşmesi.

Bir kullanıcı sistemini gerçekten iyi yapılandırmış olabilir.

Ama ekran görüntüsünün güzel olması sistemin iyi olduğu anlamına gelmiyor.

Güzel görünen bir masaüstü:

  • Daha hızlı çalışmak zorunda değil.
  • Daha kararlı olmak zorunda değil.
  • Daha üretken olmak zorunda değil.
  • Daha kolay kullanılmak zorunda değil.
  • Daha az kaynak tüketmek zorunda değil.

Ama screenshot güzel.

Demek ki 10/10.

Performans Testi Yerine Screenshot

Normalde bilgisayar değerlendirilirken neye bakılır?

Performans.

Stabilite.

Kaynak tüketimi.

Uyumluluk.

Program desteği.

Donanım desteği.

Güvenilirlik.

Ama Linux masaüstü topluluklarında bazen bunların yerini başka bir ölçüm alıyor:

“Bro, setup çok temiz.”

Temiz.

Evet.

Ama bilgisayar ne yapıyor?

Kimse sormuyor.

Çünkü screenshot paylaşımı performans testi değildir.

Duvar kâğıdı benchmark değildir.

Dock FPS artırmaz.

Şeffaf terminal işlemciyi hızlandırmaz.

İkon paketinin güzel olması SSD’nin okuma hızını artırmaz.

Ama ekran görüntüsü Reddit’te 800 oy alabilir.

Sonunda Linux Kullanıcısı Bilgisayarını Değil, Bilgisayarının Görüntüsünü Kullanıyor

Linux’un özgürlük anlayışı gerçekten ilginç.

İstediğiniz her şeyi değiştirebilirsiniz.

Paneli değiştirebilirsiniz.

Dock’u değiştirebilirsiniz.

İkonları değiştirebilirsiniz.

Fontu değiştirebilirsiniz.

Terminali değiştirebilirsiniz.

Pencere yöneticisini değiştirebilirsiniz.

Sonra bütün bunları yapıp bilgisayarınızın ekran görüntüsünü paylaşabilirsiniz.

Ve biri yorumlara:

“What distro?”

diye sorar.

Çünkü artık bilgisayarın ne yaptığı değil, hangi dağıtım üzerinde hangi temanın çalıştığı konuşulmaktadır.

İşletim sistemi olmaktan çıkıp masaüstü dekorasyon platformuna dönüşmüş bir dünyada bundan daha doğal ne olabilir?

Yorum Bırak