NVMe SSD Alırken Hız Rakamlarına Kanmayın

Yeni bir SSD alıyorsun.

Kutunun üzerinde kocaman bir rakam:

7.400 MB/s

Başka model:

10.000 MB/s

Daha pahalı model:

14.000 MB/s

Daha da pahalı model:

14.500 MB/s

Ve doğal olarak insanın aklına şu geliyor:

“Demek ki 14.500 MB/s olan çok daha hızlı.”

İşte SSD pazarlamasının en güzel numarası burada başlıyor.

Çünkü NVMe SSD alırken hız rakamlarına kanmak, bilgisayar kullanıcılarının yaptığı en yaygın hatalardan biri.

Üreticiler kutunun üzerine mümkün olan en büyük sıralı okuma ve yazma değerlerini basıyor.

Sonra kullanıcı o rakama bakıp SSD seçiyor.

Gerçek kullanım ise çok daha farklı olabiliyor.

NVMe SSD Hızı Neden Bu Kadar Abartılıyor?

Çünkü büyük rakam satıyor.

500 MB/s.

3.500 MB/s.

7.000 MB/s.

10.000 MB/s.

14.000 MB/s.

Rakam büyüdükçe ürün daha teknolojik görünüyor.

Üreticinin burada yaptığı şey oldukça basit:

SSD’yi gerçek kullanım deneyimiyle değil, benchmark rakamıyla satmak.

Kutuda 7.000 MB/s yazıyor.

Kullanıcı da:

“Bu SSD benim bilgisayarımı uçurur.”

diye düşünüyor.

Sonra Windows açılıyor.

Programlar açılıyor.

Dosyalar kopyalanıyor.

Oyun yükleniyor.

Ve aradaki fark beklediği kadar büyük çıkmıyor.

Çünkü o 7.000 MB/s rakamı her senaryoda karşına çıkmıyor.

Sıralı Okuma Hızı Her Şey Değil

SSD kutularındaki en gösterişli rakamlardan biri sıralı okuma hızı.

Örneğin:

7.400 MB/s okuma

Bu kulağa müthiş geliyor.

Fakat bu değer genellikle belirli test koşullarında ölçülen sıralı veri aktarım performansını ifade ediyor.

Günlük kullanım ise sadece devasa ve kesintisiz dosyalar okumaktan ibaret değil.

Windows binlerce küçük dosyayla çalışıyor.

Programlar farklı boyutlarda veriler okuyor.

Tarayıcı önbellek kullanıyor.

Oyunlar yüzlerce farklı dosyaya erişiyor.

Uygulamalar sürekli küçük veri işlemleri yapıyor.

Dolayısıyla kutudaki devasa sıralı hız ile gerçek kullanım arasında ciddi fark oluşabiliyor.

7.000 MB/s SSD, 3.500 MB/s SSD’yi İkiye Katlamıyor

Burada kullanıcıların düştüğü en büyük hata şu:

7.000 MB/s = 3.500 MB/s’nin iki katı hız.

Hayır.

En azından günlük bilgisayar kullanımında bunu böyle düşünemezsin.

Çünkü bilgisayarın yaptığı her işlem sıralı veri aktarımı değil.

Bir oyunun yükleme süresini sadece SSD’nin maksimum sıralı okuma hızından hesaplayamazsın.

Windows’un açılmasını da hesaplayamazsın.

Bir programın açılmasını da.

Tarayıcının çalışmasını da.

Bütün sistem zincir halinde çalışıyor.

CPU.

RAM.

SSD.

İşletim sistemi.

Uygulama.

Dosya sistemi.

Hepsi işin içinde.

SSD kutusundaki tek bir rakam bütün sistemi temsil etmiyor.

Oyunlarda 14.000 MB/s Ne Kadar Fark Ettiriyor?

Yeni nesil SSD’lerde en çok kullanılan pazarlama cümlelerinden biri:

“Oyunlar artık çok daha hızlı yüklenecek.”

Sonra kullanıcı PCIe 5.0 SSD alıyor.

10.000 MB/s üzeri hız görüyor.

Oyunu kuruyor.

Ve bekliyor.

Sonra eski PCIe 4.0 SSD’siyle arasındaki farkın beklediği kadar büyük olmadığını görüyor.

Çünkü oyun yükleme süresi sadece SSD’nin teorik hızına bağlı değil.

Oyunun dosya yapısı.

CPU.

RAM.

Motor.

Sıkıştırma.

İşletim sistemi.

Verinin işlenmesi.

Bunların tamamı sonucu etkiliyor.

SSD’nin kutusunda 14.000 MB/s yazması oyunun 7.000 MB/s SSD’ye göre iki kat hızlı açılacağı anlamına gelmiyor.

PCIe 5.0 SSD’lerin Başka Bir Sorunu Daha Var

Son nesil SSD’ler hız yarışını daha da ileri taşıdı.

PCIe 5.0 SSD’ler.

10 GB/s üzeri aktarım hızları.

14 GB/s civarında okuma değerleri.

Rakamlar büyüyor.

Ama bunun karşılığında ısı da ciddi bir konu haline geliyor.

PCIe 5.0 SSD’lerde yüksek performans sırasında ciddi miktarda ısı oluşabiliyor.

Bu yüzden bazı modeller büyük soğutucularla geliyor.

Bazılarında anakartın M.2 soğutucusuna güveniliyor.

Bazılarında aktif fan kullanılıyor.

SSD alıyorsun.

Sonra SSD’yi soğutmak için ayrıca uğraşıyorsun.

Bütün bunlar birkaç bin MB/s daha fazla benchmark sonucu için.

Thermal Throttling

İşin daha da komik tarafı:

SSD ısındığında performans düşebiliyor.

Yani kutuda:

14.000 MB/s

yazıyor.

Ama uzun süreli yük altında sıcaklık yükseliyor.

SSD kendisini korumak için hızını düşürüyor.

Sonuç?

Kağıt üzerindeki performans ile uzun süreli gerçek performans birbirinden ayrılıyor.

Bu yüzden NVMe SSD performansı değerlendirilirken sadece maksimum hız rakamına bakmak büyük hata.

SSD’nin kontrolcüsü.

NAND tipi.

DRAM.

SLC cache.

Soğutma.

Sürdürülebilir yazma performansı.

Bunların tamamına bakmak gerekiyor.

SLC Cache Tuzağı

Birçok modern SSD, yüksek yazma hızını sürdürebilmek için SLC cache kullanıyor.

İlk başta dosyayı SSD’ye yazıyorsun.

Hız çok yüksek.

Sonra büyük miktarda veri yazmaya devam ediyorsun.

Cache doluyor.

Ve yazma performansı düşebiliyor.

İşte burada kutudaki:

“7.000 MB/s yazma”

rakamı bir anda çok daha az etkileyici hale geliyor.

Çünkü o değeri her zaman göremiyorsun.

Büyük dosyalarla çalışan kullanıcı için asıl önemli olan noktalardan biri tam da bu:

SSD uzun süre yük altında nasıl davranıyor?

Kutudaki maksimum hız değil.

DRAM Var mı?

SSD seçerken sadece okuma hızına bakmak yerine SSD’nin mimarisine de bakmak gerekiyor.

DRAM.

Kontrolcü.

NAND.

Firmware.

Bunlar SSD’nin davranışını etkiliyor.

Özellikle aynı:

“7.000 MB/s”

rakamını taşıyan iki SSD’nin gerçek kullanım karakteri aynı olmayabilir.

Bu yüzden sadece kutunun ön yüzüne bakarak SSD seçmek anlamsız.

Üretici sana en parlak rakamı gösteriyor.

Sen de bütün ürünü o rakamdan ibaret sanıyorsun.

SSD Alırken Asıl Neye Bakılmalı?

NVMe SSD alırken sadece sıralı okuma hızına bakmamak gerekiyor.

Şunlara bakmak çok daha önemli:

  • NAND türü
  • Kontrolcü
  • DRAM durumu
  • SLC cache davranışı
  • Uzun süreli yazma performansı
  • Thermal throttling
  • TBW değeri
  • Garanti süresi
  • Gerçek kullanıcı testleri

Özellikle uzun süreli yazma testleri önemli.

Çünkü SSD’nin gerçek karakteri birkaç saniyelik benchmark sonucunda değil, uzun süre yük altında ortaya çıkıyor.

PCIe 4.0 SSD Hâlâ Neden Bu Kadar Kullanılıyor?

Çünkü PCIe 4.0 SSD’ler zaten oldukça yüksek hızlara ulaştı.

Buna rağmen pazarlama hız yarışını devam ettiriyor.

PCIe 5.0 çıktı.

Daha yüksek rakamlar geldi.

Sonra PCIe 6.0 konuşulmaya başlandı.

Bir süre sonra kutuda 20.000 MB/s görmek şaşırtıcı olmayacak.

Ama bilgisayar kullanıcısı hâlâ:

Chrome açıyor.

Steam açıyor.

Oyuna giriyor.

Dosya açıyor.

Windows kullanıyor.

Yani teorik aktarım hızları yükselirken günlük kullanımın bütün işlemleri aynı hızda büyümüyor.

SSD Pazarlamasının En Büyük Oyunu

SSD üreticileri sana “maksimum hız” satıyor.

Sen ise SSD’yi maksimum hızda kullanmıyorsun.

İşte bütün mesele burada.

Bir otomobilin göstergesine 300 km/s yazmak kolaydır.

Ama şehir içinde sürekli 300 km/s gidemezsin.

SSD’de de durum benzer.

Kutuda devasa rakam.

Gerçek kullanımda ise çok farklı koşullar.

Üstelik SSD’nin fiyatı da bu rakamlarla birlikte yükseliyor.

Daha yüksek hız.

Daha pahalı kontrolcü.

Daha büyük soğutucu.

Daha yüksek fiyat.

Ve kullanıcı birkaç saniyelik benchmark farkı için ciddi para ödüyor.

Sonuç

NVMe SSD alırken hız rakamlarına kanmayın.

Kutudaki:

7.400 MB/s

10.000 MB/s

14.000 MB/s

gibi rakamlar SSD’nin bütün hikâyesi değil.

Hatta çoğu kullanıcı için satın alma kararında gereğinden fazla önem verilen tek bir sayıdan ibaret.

Bir SSD’nin iyi olup olmadığını anlamak için sadece maksimum sıralı okuma hızına bakmak yerine gerçek testlere, uzun süreli performansa, sıcaklık davranışına, NAND yapısına ve kontrolcüsüne bakmak gerekiyor.

Çünkü NVMe SSD hızları yükseldikçe pazarlama da daha yüksek sesle konuşmaya başladı.

7.000 MB/s.

10.000 MB/s.

14.000 MB/s.

Rakam büyüyor.

Fiyat büyüyor.

Soğutucu büyüyor.

Ama günlük kullanımda fark aynı hızla büyümüyor.

SSD satın alırken kutunun üzerindeki en büyük rakamı seçmek, iyi SSD seçmek değildir.

Bazen satın aldığın şey daha hızlı bir SSD değil.

Daha büyük bir benchmark sayısıdır.

Yorum Bırak