A laptop computer sitting on top of a table

Surface Cihazları: “Premium” Fiyatla Orta Seviye Deneyim

Surface alıyorsun.

Fiyatına bakıyorsun.

“Tamam, bu bayağı premium cihaz.”

Sonra teknik özelliklere bakıyorsun.

İşlemci orta seviye.

RAM sınırlı.

Depolama sınırlı.

Yükseltme zaten ayrı mesele.

Ekran güzel.

Kasa güzel.

Logo güzel.

Fiyat?

O da çok güzel.

Ama kullanıcı deneyimi?

Orası biraz tartışmalı.

Microsoft’un Surface serisinde yıllardır beni rahatsız eden şey tam olarak bu. Cihazların dışarıdan bakınca premium görünmesi ile verdiği donanımın her zaman aynı seviyede olmaması.

Surface neden bu kadar pahalı?

Surface neden pahalı diye aradığında karşına genellikle tasarım, malzeme kalitesi ve taşınabilirlik gibi şeyler çıkıyor.

Tamam.

Ama ben bilgisayar satın alıyorum.

Kasa güzel diye işlemci hızlanmıyor.

Ekranın çerçevesi ince diye RAM artmıyor.

Microsoft logosu SSD’yi büyütmüyor.

Bir laptop için ciddi para veriyorsam cihazın sadece güzel görünmesini değil, donanım tarafında da parasının hakkını vermesini beklerim.

Surface tarafında ise bazen şu hissiyat oluşuyor:

Donanım orta sınıf.

Fiyat premium.

Surface Laptop gerçekten fiyatını hak ediyor mu?

Surface Laptop alınır mı diye araştıran biri önce aynı fiyat aralığındaki diğer bilgisayarlara bakmalı.

Çünkü Surface’ı tek başına incelemek yanıltıcı.

Cihazı masaya koyduğunda şık.

İnce.

Hafif.

Ekranı güzel.

Klavyesi iyi.

Tamam.

Sonra aynı paraya başka markalarda daha güçlü işlemci, daha fazla RAM veya daha büyük SSD bulabiliyorsun.

İşte burada Surface’ın fiyatı can sıkmaya başlıyor.

Çünkü aynı parayı verdiğinde başka bir üretici sana daha fazla donanım verebiliyor.

Surface ise “ama ben premiumum” diyor.

Premium olmak da artık sihirli kelime oldu zaten.

8 GB RAM meselesi

Microsoft’un bazı Surface modellerinde düşük RAM seçenekleri sunması da ayrıca sinir bozucu.

Surface 8 GB RAM yeterli mi diye arayan birinin kullanım amacına bakmak gerekiyor.

Basit kullanımda çalışır.

Tarayıcı.

Office.

Mail.

Video.

Birkaç uygulama.

Ama bilgisayarı yıllarca kullanmak istiyorsan 8 GB RAM’e para vermek bana göre iyi fikir değil.

Tarayıcılar bile artık RAM’i süpürüyor.

Bir sürü sekme açıyorsun.

Teams.

Discord.

Chrome.

Spotify.

Office.

Bir de geliştirme ortamı açıyorsun.

8 GB RAM hemen nefes almaya başlıyor.

Sonra bilgisayarın fiyatına bakıyorsun.

Ucuz da değil.

RAM sonradan yükseliyor mu?

İşte daha güzel soru bu.

Bazı modern Surface cihazlarında bellek anakarta entegre şekilde geliyor.

Yani bilgisayarı alırken ne seçtiysen onunla devam ediyorsun.

Surface RAM yükseltme konusunda kullanıcıya masaüstü bilgisayar özgürlüğü beklemek zaten mümkün değil.

Bu da benim için ciddi bir eksi.

Çünkü bilgisayarın ömrünü uzatmak istiyorsan yükseltilebilirlik güzel bir şey.

Bugün 16 GB yeter.

Üç yıl sonra yetmez.

Normal bilgisayarda RAM ekleyebilirsin.

Surface’ta satın alma aşamasında karar vermen gerekiyor.

Yanlış seçim yaptıysan geçmiş olsun.

SSD konusunda da aynı problem

Depolama alanı da önemli.

256 GB SSD ile bilgisayar alıyorsun.

Windows var.

Programlar var.

Belgeler var.

Fotoğraflar var.

Oyunlar var.

Bir süre sonra disk doluyor.

Surface SSD yükseltme seçeneği modele göre değişse de kullanıcı açısından asıl problem şu:

Bu cihazları alırken depolama konusunda baştan karar vermek zorundasın.

Ve Microsoft’un daha yüksek depolama seçenekleri için istediği para da her zaman hoş değil.

256 GB ile 512 GB arasındaki fark bazen insanın “Ben harici SSD alırım” demesine neden oluyor.

Sonra yanında harici SSD taşıyorsun.

Premium laptop.

Yanında 1 TB SSD.

Komedi.

Surface Pro daha da garip

Surface Pro serisi zaten başlı başına ilginç.

Tablet gibi.

Laptop gibi.

Klavyesi ayrı.

Kalemi ayrı.

Aksesuarları ayrı.

Sonra cihazın fiyatına bakıyorsun.

Bir de klavye ekliyorsun.

Bir de kalem.

Bir bakıyorsun tablet diye başladığın ürün laptop fiyatını geçmiş.

Surface Pro alınır mı diye düşünürken sadece tabletin fiyatına bakmak hata.

Kullanacağın aksesuarları da hesaba kat.

Çünkü Surface Pro’yu gerçek bir laptop gibi kullanacaksan klavyeye ihtiyacın var.

Klavye neden kutudan çıkmıyor?

Burası özellikle sinir bozucu.

Bir bilgisayar alıyorsun.

Ama temel kullanım için gereken klavye ayrıca satılıyor.

Bunun savunulacak bir tarafını ben göremiyorum.

Surface Pro klavye ayrı mı diye soran kişi zaten cevabı görünce şaşırıyor.

Tablet olarak kullanacaksan tamam.

Ama cihazın bütün pazarlaması “laptop yerine geçer” üzerine kuruluyorsa klavyeyi ayrıca satmak bana göre düpedüz aksesuar satma stratejisi.

Cihazı alıyorsun.

Sonra:

“Klavye lazım.”

Ekstra para.

“Kalem lazım.”

Ekstra para.

“Dock lazım.”

Ekstra para.

Bir noktada Surface değil, Microsoft mağazası satın almış oluyorsun.

Surface ekran konusunda güçlü ama…

Ekranlarının kötü olduğunu söylemeyeceğim.

Ama zaten bu yazının amacı da ekranı tartışmak değil.

Sorun başka.

Güzel ekranı daha ucuza veren rakipler var.

Yüksek çözünürlük artık Microsoft’a özel bir şey değil.

İyi panel de Microsoft’a özel değil.

İnce çerçeve de değil.

Metal kasa da değil.

Hafiflik de değil.

Bunların hepsini başka üreticilerde de bulabiliyorsun.

O zaman Surface’ın fiyatını ne açıklıyor?

Logo mu?

Tasarım mı?

Windows deneyimi mi?

Microsoft markası mı?

Bunların hepsi fiyatın içinde olabilir.

Ama tüketici açısından “Ben bunun için bu kadar fazla para vermek istiyor muyum?” sorusu yine ortada duruyor.

Surface’ın en büyük problemi fiyat/performans

Bence olayın özeti bu.

Surface fiyat performans açısından baktığında iş zorlaşıyor.

Çünkü aynı fiyat bandında çok fazla alternatif var.

Lenovo.

ASUS.

Acer.

HP.

Dell.

Apple.

Ve bunların bazı modellerinde daha güçlü işlemci, daha fazla RAM veya daha büyük depolama görebiliyorsun.

Surface’ın avantajı tasarım ve Microsoft’un kendi donanım yaklaşımı.

Ama bunlar senin için önemli değilse neden fazla para veresin?

Surface oyun bilgisayarı değil

Burada da beklentiyi doğru koyalım.

Surface alıp oyun bilgisayarı beklemek zaten saçmalık.

İnce cihaz.

Düşük güç tüketimi.

Taşınabilirlik.

Sessiz çalışma.

Bunlar öncelik.

Ama Surface oyun oynatır mı diye soruyorsan cevap modele göre değişir.

Basit oyunlar oynarsın.

Bazı hafif oyunlar çalışır.

Ama ciddi oyun performansı istiyorsan Surface’a bakmak yerine doğrudan gaming laptoplara bak.

Aynı paraya çok daha güçlü grafik donanımı bulabilirsin.

Surface neden MacBook’a benzetiliyor?

Çünkü Microsoft da Apple gibi kendi donanım tasarım dilini oluşturdu.

İnce.

Sade.

Minimal.

Premium.

Ama burada komik bir durum var.

Apple’ın işlemcileri özellikle Apple Silicon döneminde performans ve verimlilik konusunda ciddi avantajlar sağlayabiliyor.

Microsoft’un Surface tarafında ise donanım seçimi modele göre çok daha fazla tartışma çıkarabiliyor.

Surface mı MacBook mu diye düşünüyorsan işletim sistemi de işin içine giriyor.

macOS istiyorsan MacBook.

Windows istiyorsan Surface.

Ama Windows istiyorsan Surface almak zorunda değilsin.

İşte kritik nokta bu.

Windows kullanmak için Surface şart değil

Microsoft Windows’u geliştiriyor diye Windows’un en iyi şekilde sadece Surface’ta çalıştığını düşünmek yanlış.

Windows’u Lenovo’da da kullanırsın.

ASUS’ta da.

HP’de de.

Dell’de de.

Acer’da da.

Toplama masaüstünde bile.

Dolayısıyla Windows laptop almak için Surface gerekli mi?

Hayır.

Microsoft’un kendi cihazını almak istiyorsan al.

Ama Windows kullanmak için Surface’a mahkum değilsin.

Surface neden alınmamalı?

Benim açımdan birkaç net sebep var.

Fiyatına göre donanımın zayıf kalması.

Yükseltme seçeneklerinin sınırlı olması.

RAM seçiminde baştan karar vermek zorunda kalman.

Depolama seçeneklerinin pahalı olabilmesi.

Bazı modellerde aksesuarların ayrıca satılması.

Ve aynı paraya daha güçlü alternatiflerin bulunması.

Bunlar benim için yeterli.

Cihazın güzel görünmesi bu maddeleri ortadan kaldırmıyor.

Peki Surface’ın olayı ne?

Bence Microsoft burada donanımdan çok ürün deneyimi satıyor.

Cihazın görünüşü.

Taşınabilirliği.

Windows ile bütünleşmesi.

Microsoft markası.

Ekranı.

Klavyeyi.

Kalemi.

Ekosistemi.

Bunların tamamını bir paket halinde satıyor.

Sorun şu:

Bu paketin fiyatı yükseliyor.

Sen de aynı paraya daha güçlü donanım bulabiliyorsun.

Dolayısıyla Surface laptop fiyat performans arayan biri için Surface’ın işi zor.

Sonuç

Surface kötü cihaz demiyorum.

Bu yazıda zaten cihazı övmeye çalışmıyorum.

Benim derdim fiyat.

Bir bilgisayarın premium görünmesi başka şey.

Premium donanım sunması başka şey.

Surface’a baktığımda bazen ikisinin aynı şey olmadığını düşünüyorum.

Surface alınır mı?

Alınır.

Ama parasını verip ne aldığını bilerek.

Sadece güzel kasaya bakıp karar verme.

RAM’e bak.

İşlemciye bak.

SSD’ye bak.

Ekrana bak.

Aynı fiyata rakiplere bak.

Sonra tekrar Surface’a dön.

Büyük ihtimalle kafanda şu soru oluşacak:

“Ben niye bunun için bu kadar fazla para veriyorum?”

İşte Surface tartışmasının özeti tam olarak bu.

Premium görünen bir cihaz almak başka, premium donanım için para vermek başka.

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir