Instagram seni değil, reklamvereni memnun etmeye çalışıyor

Uygulamayı açıyorsun.

Takip ettiğin insanların paylaşımı yok.

Bilmediğin bir hesabın Reels’i var.

Bir tane daha.

Bir tane daha.

Sonunda arkadaşının fotoğrafına rastlıyorsun.

Üç gün önce paylaşılmış.

Instagram algoritması neden takip ettiklerimi göstermiyor diye soranların cevabı aslında çok basit: çünkü seni orada tutan şey arkadaşların değil, algoritmanın sana izlettirmek istediği içerik.

Feed artık senin feed’in değil Eskiden takip ettiğin hesapların paylaşımlarını sırayla görürdün.

Şimdi öyle değil.

Sistem “sana ne izlettirirsem daha uzun kalırsın” diye hesap yapıyor.

Arkadaşının tatil fotoğrafı mı, yoksa alakasız bir mizah hesabının videosu mu seni daha çok ekranda tutar?

Genelde ikincisi.

Sistem de bunu biliyor.

O yüzden feed’in artık senin sosyal çevrenle değil, algoritmanın tahminleriyle şekilleniyor.

Instagram feed algoritması nasıl çalışıyor sorusunun cevabı aslında “seni nasıl daha uzun ekranda tutarım” sorusunun cevabıyla aynı.

Reels her yere sızıyor Hikaye izliyorsun, arada Reels çıkıyor.

Feed’de kayıyorsun, arada Reels çıkıyor.

Arama sayfasını açıyorsun, direkt Reels karşılıyor.

Bir noktadan sonra “ben fotoğraf paylaşma uygulaması mı kullanıyorum, TikTok mu” diye düşünmeye başlıyorsun.

Meta bunu tesadüfen yapmıyor.

Video izleme süresi, fotoğraf kaydırma süresinden daha değerli.

Daha uzun izleme, daha çok reklam gösterme demek.

Instagram Reels neden bu kadar öne çıkıyor sorusunun cevabı sanat değil, reklam gösterim matematiği.

Beğeni sayısı bile artık senin için değil Beğeni sayılarını gizleyen özellik çıktı.

“Kullanıcı ruh sağlığı için” dendi.

Kulağa güzel geliyor.

Ama asıl mesele başka.

Sayılar görünmeyince insanlar kıyaslama yapamıyor, daha rahat paylaşıyor.

Daha rahat paylaşan kullanıcı, daha fazla içerik demek.

Daha fazla içerik, daha fazla kaydırma demek.

Daha fazla kaydırma, daha fazla reklam demek.

Yani “ruh sağlığı” söyleminin arkasında oldukça soğukkanlı bir hesap var.

Alışveriş her köşede karşına çıkıyor Feed’de gezinirken bir ürün fotoğrafı çıkıyor.

Hikayelerde “satın al” butonu çıkıyor.

Reels’te ürün etiketi çıkıyor.

Arama sayfasında mağaza önerileri çıkıyor.

Instagram artık bir sosyal medya uygulaması değil, üstüne fotoğraf filtresi konmuş bir alışveriş merkezi gibi çalışıyor.

Sen kapıdan girip arkadaşını arıyorsun, ama önce vitrinlerden geçmek zorunda kalıyorsun.

Instagram reklam yoğunluğu artışı son yıllarda sosyal medya kullanıcılarının en çok şikayet ettiği konulardan biri, boşuna değil.

“Sana özel içerik” dediği şey aslında sana özel değil Algoritma “senin ilgi alanlarına göre” diyor.

Ama önerilen içeriklerin büyük kısmı reklamverenlerin bütçesi kadar öne çıkıyor.

İki hesap aynı içeriği paylaşsın.

Biri reklam bütçesi ayırmış, öteki ayırmamış.

Hangisi daha çok kişiye ulaşır?

Cevap belli.

Yani “senin için seçildi” cümlesi aslında “kim daha çok para verdiyse o” cümlesinin yumuşatılmış hali.

Sonuç Instagram’ı senin için tasarlanmış bir yer gibi görüyorsun.

Aslında sen orada bir ürünsün.

Reklamveren müşteri.

Sen ise ekranda ne kadar uzun kalırsan o kadar değerli olan bir veri kaynağısın.

Feed’in bunu göstermesine gerek yok.

Çünkü zaten çalışıyor.

Sen hâlâ açıp kaydırıyorsun.

Algoritma da bunun için teşekkür bile etmiyor, sadece bir sonraki reklamı hazırlıyor.

Yorum Bırak