Ray Tracing Gerekli mi? Performansı düşüren Gereksiz Özellik
Ekran kartı üreticileri yıllardır aynı oyunu oynuyor.
Yeni ekran kartı çıkıyor.
Daha güçlü GPU.
Daha yüksek çözünürlük.
Daha fazla çekirdek.
Sonra bir de ray tracing ekleniyor.
Rezillik başlıyor.
“Gerçekçi ışık.”
“Gerçekçi yansımalar.”
“Gerçek zamanlı ışın izleme.”
Sonra FPS’e bakıyorsun.
30 FPS.
Duvarın ışığı daha gerçekçi ama oyun artık doğru düzgün akmıyor.
Ray tracing gerekli mi?
Çoğu oyuncu için hayır.
Hatta birçok oyunda ray tracing açmak, görüntüdeki küçük fark uğruna performansı çöpe atmak gibi bir şey.
Ray tracing ne işe yarıyor?
Ray tracing, ışığın sahne içerisinde nasıl davrandığını gerçek zamanlı olarak hesaplamaya çalışan bir grafik teknolojisi.
Kulağa güzel geliyor.
Ama bilgisayar açısından bedava değil.
Işık kaynakları.
Yansımalar.
Gölgeler.
Yüzeyler.
Kamera.
Bunların hesaplanması GPU’ya ekstra yük bindiriyor.
Sonra ekran kartı bütün bunları gerçek zamanlı hesaplamaya çalışırken FPS düşüyor.
Ray tracing FPS düşürür mü diye soranlara cevabı zaten ekran kartının performans grafiği veriyor.
Evet.
Hem de bazı oyunlarda ciddi şekilde.
144 FPS’den 70 FPS’e düşmenin ne anlamı var?
Özellikle rekabetçi oyunlarda olay daha da komik.
Oyuncu yüksek yenileme hızlı monitör alıyor.
144 Hz.
165 Hz.
240 Hz.
360 Hz.
Hatta 500 Hz.
Sonra oyunun grafik ayarlarından ray tracing açıyor.
GPU:
“Ben gidiyorum.”
FPS:
“Ben de.”
Ekranda daha güzel gölgeler oluşuyor.
Ama rakip daha akıcı hareket ediyor.
Ray tracing FPS kaybı özellikle yüksek FPS hedefleyen oyuncular için ciddi bir problem.
Çünkü yüksek kare hızı isteyen kişi için öncelik görüntünün sinematik görünmesi değil.
Akıcılık.
Tepki süresi.
Stabil FPS.
Düşük gecikme.
Ray tracing bunların hiçbirini artırmıyor.
Tam tersine performans bütçesini yiyor.
“Ama görüntü çok daha gerçekçi”
Tamam.
Sonra oyunu oynuyorsun.
Karakter hareket ediyor.
Düşman ateş ediyor.
Sen koşuyorsun.
Ekranda saniyede yüzlerce şey değişiyor.
Kimse oturup duvardaki yansımanın fizik kurallarına uygun olup olmadığını incelemiyor.
Ray tracing’in en büyük problemi de burada.
Bazı efektler ekran görüntüsünde çok etkileyici.
Ama oyun oynarken etkisi çoğu zaman abartıldığı kadar büyük değil.
Özellikle hareket halindeyken.
Ray tracing görüntü kalitesi teknik olarak yükseliyor olabilir.
Ama bu yükselişin karşılığında verdiğin FPS miktarı saçma.
Bir yansıma için 40 FPS vermek.
Bir gölge için 30 FPS vermek.
Bir ışık efekti için ekran kartını bağırtmak.
Bunun neresi mantıklı?
Ray tracing olmadan oyunlar kötü müydü?
Hayır.
İşte teknoloji pazarlamasının unutturmaya çalıştığı şey bu.
Ray tracing gelmeden önce de oyunlarda ışıklandırma vardı.
Gölgeler vardı.
Yansımalar vardı.
Global illumination vardı.
Screen-space reflections vardı.
Baked lighting vardı.
Rasterization vardı.
Geliştiriciler yıllarca bu yöntemlerle oyun yaptı.
Ve ortaya gayet iyi görünen oyunlar çıktı.
Şimdi ray tracing geldi diye geçmişteki bütün grafik teknikleri bir anda çöpe dönüşmedi.
Ray tracing olmadan oyun oynanır mı?
Gayet güzel oynanır.
Hatta bazı oyunlarda ray tracing kapalıyken daha yüksek FPS aldığın için çok daha rahat oynarsın.
Ekran kartı üreticileri bunu neden bu kadar büyütüyor?
Çünkü yeni ekran kartı satmak gerekiyor.
Sadece “bu kart yüzde 20 daha hızlı” demek artık yeterince heyecan yaratmıyor.
Bunun yanında yeni bir teknoloji gerekiyor.
Ray tracing burada güzel bir pazarlama malzemesi.
Yeni kart.
Yeni çekirdekler.
Yeni teknoloji.
Yeni grafik ayarı.
Sonra kullanıcı eski ekran kartına bakıyor.
“Benim kartta ray tracing yok.”
Yeni kart alıyor.
Sonra ray tracing’i açıyor.
FPS düşüyor.
DLSS açıyor.
Görüntü biraz bulanıklaşıyor.
Sonra tekrar ayarlarla uğraşıyor.
Bütün bu zincir bir ekran kartı satışına çıkıyor.
DLSS ile kurtarmaya çalışmak
Ray tracing açıldığında FPS düşünce bu kez görüntü yükseltme teknolojileri devreye giriyor.
DLSS.
FSR.
XeSS.
Amaç daha düşük çözünürlükte oluşturulan görüntüyü daha yüksek çözünürlük gibi göstermeye çalışmak.
Sonuç bazen iyi.
Bazen de hareketli görüntüde çeşitli görüntü bozulmaları ortaya çıkabiliyor.
Yani önce ray tracing yüzünden FPS’i düşürüyorsun.
Sonra FPS’i toparlamak için görüntü işleme açıyorsun.
Sonra görüntü kalitesini tartışıyorsun.
Ray tracing performans sorunu çözülmüş olmuyor.
Ray tracing gerekli mi?
Tekrar soralım.
Ray tracing gerekli mi?
Hayır.
Özellikle rekabetçi oyunlarda hiç gerekli değil.
CS2.
Valorant.
Fortnite.
Apex Legends.
Call of Duty.
Bunlarda oyuncunun ihtiyacı mümkün olduğunca yüksek ve kararlı FPS.
Gerçekçilik uğruna oynanabilirliği yok etmek
Oyun dediğin şey öncelikle oynanmalı.
Grafik motoru fizik simülasyonu göstermek için yapılmış teknoloji demosu değil.
Bir oyunda ışığın gerçek hayattaki gibi davranması güzel olabilir.
Ama bunun bedeli oyunun akıcılığını öldürüyorsa o efektin değeri düşüyor.
Ray tracing dezavantajları arasında en büyük problem zaten bu:
Donanım gücünü görüntünün küçük ayrıntılarına harcıyor.
Sen de bunun karşılığında daha düşük FPS alıyorsun.
Ray tracing gerekli mi?
Çoğu oyuncu için değil.
Özellikle yüksek FPS isteyen oyuncular için gereksiz bir performans yükü.
Ray tracing FPS düşürür mü?
Evet.
Ray tracing kapatmak FPS artırır mı?
Evet.
Ray tracing olmadan oyun oynanır mı?
Hem de gayet güzel oynanır.
Bir oyunda 100 FPS yerine 55 FPS alıp duvardaki yansımayı biraz daha gerçekçi görmek bana göre kötü bir takas.
Ekran kartına binlerce lira ver.
Sonra GPU’yu ray tracing ile boğ.
FPS düşsün.
Ardından DLSS aç.
Görüntüyü yeniden oluşturmaya çalış.
Sonra bütün bunlara “gerçekçilik” de.
Yok artık.
Bir oyunda 30 FPS’e düşüp su birikintisindeki yansımayı izlemek yerine, o oyunu yüksek FPS ile oynamak daha mantıklı.
Ray tracing bir ihtiyaç değil.
Bir grafik gösterisi.
Ve bazı oyunlarda bu gösterinin faturası FPS