144 Hz Monitör Aldım Diye Profesyonel Oyuncu Olduğunu Sanma

144 Hz monitör piyasası da ayrı bir komediye döndü.

Bir zamanlar 60 Hz monitör kullanıyorduk.

Oyun oynuyorduk.

Rakibi görüyorduk.

Vuruyorduk.

Sonra 144 Hz çıktı.

Ardından 165 Hz.

180 Hz.

240 Hz.

360 Hz.

500 Hz.

Şimdi de daha yukarı çıkıyor.

Bir noktada monitör değil, CERN deneyi satın alacağız.

Kutunun üzerinde 500 Hz yazıyor.

İnsan ister istemez “Tamam, bununla artık kimse beni vuramaz” diye düşünüyor.

Sonra oyuna giriyorsun.

İlk roundda kafana tek mermi.

Monitör 500 Hz.

Sen yerde yatıyorsun.

Demek ki sorun Hz değilmiş.

144 Hz monitör gerçekten gerekli mi?

144 Hz monitör gerekli mi diye soran çok kişi var.

Bence burada asıl soru başka.

Sen gerçekten 144 Hz’in avantajını kullanabilecek misin?

Çünkü monitörün 144 Hz olması tek başına oyunu 144 FPS yapmıyor.

Ekran kartın 70 FPS veriyorsa 144 Hz monitörün sihirli değnek değil.

70 FPS görüntüyü 144 FPS’e çevirmiyor.

Ama bunu hâlâ yanlış anlayan çok insan var.

Monitör alıyor.

144 Hz.

Sonra ekran kartı oyunda 60 FPS veriyor.

“Abi görüntü çok akıcı.”

Tamam.

Belki sana öyle geliyordur.

Ama önce bilgisayarın ne ürettiğine bak.

240 Hz monitör daha iyi oyuncu yapmıyor

Bu konu özellikle komik.

Bir oyuncu 144 Hz kullanıyor.

Sonra 240 Hz monitör alıyor.

“Artık rank kasıcam.”

Hayır.

Rank kasmayacaksın.

Sadece daha pahalı monitörde aynı aim ile oynayacaksın.

240 Hz gaming monitör elbette daha yüksek yenileme hızına sahip.

Ama bu seni otomatik olarak daha hızlı reflekslere sahip yapmıyor.

Rakibin kafasına nişan almayı bilmiyorsan 240 Hz sana nişan almayı öğretmiyor.

Crosshair’ı yanlış yerde tutuyorsan 240 Hz bunu düzeltmiyor.

Oyunu bilmiyorsan 240 Hz oyun bilgisini beynine yüklemiyor.

Monitörün görevi görüntü göstermek.

Oyunculuk yapmak değil.

60 Hz’den 144 Hz’e geçiş başka, 144’ten 240’a geçiş başka

Burada farkı da birbirine karıştırmamak gerekiyor.

60 Hz’den 144 Hz’e geçince farkı görmek kolay.

Özellikle hızlı oyunlarda hareket daha akıcı gelebilir.

Mouse hareketi daha farklı hissedilebilir.

Ekran daha tepkisel gelebilir.

Ama 144 Hz’den 240 Hz’e çıktığında aynı büyüklükte bir devrim yaşamıyorsun.

144 Hz vs 240 Hz karşılaştırmalarında insanların bazen yaptığı hata bu.

Sayı 144’ten 240’a çıkıyor.

İnsan da “Vay amk neredeyse iki katı” diyor.

Ama yenileme süreleri arasındaki fark o kadar büyük değil.

144 Hz’de bir kare yaklaşık 6,94 ms sürerken 240 Hz’de yaklaşık 4,17 ms sürüyor.

Fark var.

Ama bu farkı herkes aynı şekilde hissetmek zorunda değil.

360 Hz monitör alıp ne yapacaksın?

Daha da yukarı çıkıyoruz.

360 Hz.

360 Hz gaming monitör alıyorsun.

Güzel.

Şimdi ekran kartının oyunda 360 FPS üretmesini bekle.

Üretiyor mu?

Üretmiyorsa monitörün kapasitesinin tamamını kullanamıyorsun.

Özellikle ağır oyunlarda bu daha da komik hale geliyor.

Monitör 360 Hz.

Ekran kartı 110 FPS.

Monitör kutuda senden özür diliyor.

“Ben elimden geleni yaptım.”

Sen de oyunda 110 FPS ile geziyorsun.

500 Hz monitör meselesi daha da komik

500 Hz monitörler gerçekten var.

Bu noktada teknoloji nereye gidiyor bilmiyorum.

500 Hz gaming monitör kulağa müthiş geliyor.

Ama kimin için?

Çok yüksek FPS alan oyuncular için.

Çok hızlı rekabetçi oyun oynayan insanlar için.

Ve bu küçük farkları önemseyen kişiler için.

Normal oyuncu için ise 500 Hz almak biraz “en iyisini almış olayım” alışkanlığına dönüşebilir.

Çünkü monitörün 500 Hz olması seni rakibinden 5 kat hızlı yapmıyor.

Rakip seni görüp ateş ettiğinde 500 Hz monitör sana kurşun geçirmez kalkan da vermiyor.

İnsanlar monitör özelliklerine gereğinden fazla takılıyor

Monitör alırken listeye bakıyoruz.

Hz.

MS.

HDR.

G-Sync.

FreeSync.

Nano IPS.

OLED.

Mini LED.

10 bit.

1000 nit.

Sonra monitör seçmek bilgisayar toplamaktan daha zor hale geliyor.

Üstelik herkes her özelliği kullanmıyor.

Adam sadece CS oynuyor.

Monitör arıyor.

HDR kaç nit?

10 bit mi?

DCI-P3 yüzde kaç?

Kardeşim sen bomba kuruyorsun.

Hollywood filmi çekmiyorsun.

CS2 için monitör alıyorsan önceliklerin farklı.

Valorant için monitör alıyorsan farklı.

FPS oyunları için monitör alıyorsan yine farklı.

Her monitör özelliğini aynı anda satın almak zorunda değilsin.

1 ms yazısına da fazla güvenme

Monitör kutularında “1 ms” yazıyor.

Harika.

Peki hangi koşulda?

Hangi ölçümle?

Hangi ayarda?

Hangi overdrive seviyesinde?

Bu rakamları görünce bazı insanların beyninde “1 ms = mükemmel” diye bir bağlantı kuruluyor.

O kadar basit değil.

Monitör üreticileri kutuya mümkün olan en güzel rakamı koymayı seviyor.

Sen de bunu görünce ürünün geri kalanını unutuyorsun.

1 ms gaming monitör yazması tek başına monitörün kusursuz olduğu anlamına gelmez.

Panel davranışı önemli.

Ghosting önemli.

Overshoot önemli.

Gerçek kullanım önemli.

Kutudaki rakam değil.

IPS mi VA mı diye kavga etmeyi de bırakın

Bu konuda da yıllardır insanlar birbirine giriyor.

IPS.

VA.

TN.

OLED.

Birisi “IPS çöp” diyor.

Diğeri “VA alınmaz” diyor.

Bir başkası OLED kullanıyor ve herkese OLED almalarını söylüyor.

Sonra monitör fiyatına bakıyorsun.

Adamın bilgisayarında RTX 3060 var.

Ama 50 bin TL’lik OLED monitör bakıyor.

Ekran kartı oyunda 80 FPS veriyor.

Monitör 240 Hz.

Bir yerde yanlışlık var.

OLED gaming monitör alınır mı diye soruyorsan kullanımına bak.

Sadece teknoloji yeni diye saldırma.

Yeni olan her şey otomatik olarak sana gerekli değil.

OLED başka bir pazarlama silahına dönüşüyor

OLED gerçekten güzel görüntü verebilir.

Ama artık her monitör tartışmasında OLED kelimesi geçmeden konuşamıyoruz.

OLED.

OLED.

OLED.

Sanki IPS ile oyun oynarsan gözlerin bozulacak.

Bir monitörün paneli OLED değil diye oyun oynayamıyor musun?

Oynuyorsun.

Gayet güzel oynuyorsun.

OLED monitör avantajları var diye herkesin OLED alması gerekmiyor.

Özellikle fiyat farkı çok yüksekse.

Bir monitöre araba parası verip sonra masaüstünde Excel açmak da ayrı bir olay.

HDR etiketi de çoğu zaman komik

Kutuda HDR yazıyor.

İnsan düşünüyor ki sinema salonu görüntüsü gelecek.

Sonra monitörü açıyorsun.

HDR var.

Ama parlaklık vasat.

Kontrast vasat.

HDR modu açılınca görüntü saçma sapan oluyor.

Sonra kapatıyorsun.

Gaming monitör HDR gerekli mi diye soran biri önce monitörün gerçekten iyi bir HDR uygulamasına sahip olup olmadığına bakmalı.

Sadece “HDR destekliyor” yazması hiçbir şey ifade etmiyor.

Destekliyor.

Tamam.

Ne kadar iyi?

Mesele o.

Monitör büyüdükçe oyun da kolaylaşmıyor

27 inç.

32 inç.

34 inç ultrawide.

49 inç.

Bir noktada monitörün karşısında değil, monitörün içinde oynayacağız.

Büyük ekran güzel olabilir.

Film izlersin.

Çalışırsın.

Tek ekranda bir sürü şey görürsün.

Ama FPS oyunlarında daha büyük ekran otomatik avantaj değil.

Hatta bazı oyuncular daha küçük ekranı tercih ediyor.

Çünkü gözünü daha az hareket ettiriyor.

27 inç gaming monitör hâlâ çok mantıklı bir boyut.

Her şeyin daha büyük olması gerekmiyor.

4K monitör alıp düşük FPS ile oynamak

Bu da başka bir klasik.

“4K monitör aldım.”

Güzel.

Ekran kartın ne?

Orası biraz sessiz.

Çünkü 4K çözünürlük ciddi GPU gücü istiyor.

4K gaming monitör alıp ekran kartını sürekli düşük FPS’e mahkum etmek bana mantıklı gelmiyor.

Sonra DLSS.

Frame Generation.

Upscaling.

Bir sürü teknoloji devreye giriyor.

Görüntüyü önce yüksek çözünürlükte gösterelim diye monitör alıyorsun.

Sonra performans yetişsin diye görüntüyü başka yöntemlerle oluşturuyorsun.

Teknoloji gerçekten bazen kendi açtığı deliği kendi kapatıyor.

Monitör almak yerine ekran kartını yükseltmek daha mantıklı olabilir

Bunu kimse duymak istemiyor.

Çünkü yeni monitör almak daha havalı.

Masa değişiyor.

Setup fotoğrafı çekiliyor.

RGB yanıyor.

Ama ekran kartın eskiyse yeni monitörün bütün avantajlarını kullanamıyorsun.

Gaming monitör mü ekran kartı mı yükseltilmeli diye soruyorsan önce darboğazına bak.

Ekran kartın oyunda 70 FPS veriyorsa 500 Hz monitör almak yerine ekran kartını düşün.

Çünkü 500 Hz monitörün 500 FPS üretme gibi bir yeteneği yok.

Monitör sadece gelen görüntüyü gösteriyor.

İnsanlar bazen ekipman satın alıyor, oyun oynamıyor

Bence en komik tarafı bu.

Mouse var.

Klavye var.

Kulaklık var.

Monitör var.

RGB var.

Masa var.

Kol var.

Mousepad var.

Ama oyunda adamı görünce panik.

Bütün setup 100 bin TL.

Aim duvara bakıyor.

Sonra yeni monitör.

“360 Hz alsam düzelir mi?”

Hayır.

Düzelmez.

Bir sonraki satın alma işlemi seni otomatik olarak iyi oyuncu yapmayacak.

144 Hz hâlâ gayet iş görüyor

Benim için mesele burada bitiyor.

144 Hz monitör alınır mı?

Evet.

Özellikle fiyatı uygunsa.

İyi bir panel.

Düzgün tepki süresi.

Yeterli çözünürlük.

Sorunsuz adaptif senkronizasyon.

Bunlar varsa gayet güzel.

Her oyuncunun 360 Hz almasına gerek yok.

Her oyuncunun OLED almasına gerek yok.

Her oyuncunun 4K almasına gerek yok.

Her oyuncunun 8K polling rate mouse kullanmasına da gerek yok.

Teknoloji mağazasına girince kendinizi kaybetmeyin.

Sonuç

Monitör sektöründe rakamlar büyüdükçe insanların kafası da karışıyor.

144 Hz.

240 Hz.

360 Hz.

500 Hz.

1 ms.

0,5 ms.

4K.

HDR.

OLED.

Mini LED.

Bir yerden sonra ürün değil özellik kataloğu satın alıyoruz.

En iyi gaming monitör diye herkese uyan bir monitör yok.

Senin ekran kartın ne?

Hangi oyunları oynuyorsun?

Kaç FPS alıyorsun?

Ekrana ne kadar uzaktan bakıyorsun?

Panel konusunda ne istiyorsun?

Bunlara bak.

Kutuda 500 Hz yazıyor diye cüzdanı çıkarma.

360 Hz yazıyor diye eski monitörünü çöpe atma.

4K yazıyor diye ekran kartını unutma.

OLED yazıyor diye de kendini teknoloji mağazasına ipotek ettirme.

Çünkü sonunda monitör masanın üzerinde duruyor.

Oyunu oynayan yine sensin.

Ve 500 Hz monitörün varsa ama rakibe nişan alamıyorsan, monitörün senden daha iyi oyuncu olduğunu düşünmeye başlamanın zamanı gelmiştir.

Yorum yapın