Eskiden dosyanı bilgisayara kaydederdin.
Disk senindi.
Dosya senindi.
İnternet gitse bile dosyana ulaşırdın.
Sonra cloud depolama geldi.
Dosyanı başka bir şirketin sunucusuna koyuyorsun.
Sonra her ay para ödüyorsun.
Ödemezsen kapasite düşüyor.
Bir süre sonra da insanın aklına şu soru geliyor:
Ben dosyalarımı neden kiralıyorum?
cloud depolama nedir?
cloud depolama nedir diye sorulduğunda mevzu aslında son derece basit.
Dosyaların başka bir şirketin veri merkezlerinde tutuluyor.
Sen internet üzerinden erişiyorsun.
Google Drive, OneDrive, iCloud, Dropbox ve benzeri hizmetler bunun üzerine kurulu.
Eskiden 1 TB sabit disk alırdın.
Parasını bir kere verirdin.
Disk masanın üzerinde dururdu.
Şimdi 1 TB alan için aylık veya yıllık abonelik ödüyorsun.
Dosyalar yine senin.
Ama depolama alanı artık senin değil.
İşte saçmalık burada başlıyor.
Dosya sizin ama disk başkasının
cloud depolama avantajları anlatılırken sürekli aynı şeyler söyleniyor.
Her yerden erişim.
Otomatik senkronizasyon.
Dosyaların yedeklenmesi.
Cihazlar arasında kmevzu paylaşım.
Bunların hepsi pazarlama metninde kulağa hoş geliyor.
Ama ortada çok basit bir gerçek var.
Dosyanı başka bir şirketin sistemine teslim ediyorsun.
Sunucu onların.
Depolama alanı onların.
Hesap onların sistemi üzerinden çalışıyor.
Sen ise erişim için ödeme yapıyorsun.
Bu, klasik anlamda sahiplik değil.
Daha çok kiracılık.
cloud depolama neden bu kadar pahalı?
Bir sabit diskin fiyatını düşünün.
Örneğin yüksek kapasiteli bir HDD veya SSD alıyorsun.
Bir kere para ödüyorsun.
Sonra senelerce kullanıyorsun.
Ama cloud depolama fiyatları sürekli devam ediyor.
Bir yıl ödeme.
İki yıl ödeme.
Üç yıl ödeme.
Beş yıl ödeme.
On yıl ödeme.
Toplam maliyeti hesapladığında ortaya bambaşka bir rakam çıkıyor.
Üstelik disk hâlâ senin değil.
Aboneliği kesersen hizmetin sunduğu depolama kapasitesini kullanamıyorsun.
Yani aslında depolama alanını satın almıyorsun.
Kullanım hakkını kiralıyorsun.
2 TB satın almak yerine 2 TB kiralamak
Burada özellikle kişisel arşivlerde durum daha da saçma.
Fotoğraflar.
Videolar.
Belgeler.
Müzikler.
Projeler.
Yıllar boyunca biriken dosyalar.
Bunların hepsini clouda atıyorsun.
Sonra depolama alanı doluyor.
“Alanınız yetersiz.”
Yeni paket.
Daha fazla para.
Daha fazla alan.
Bir süre sonra yine doluyor.
Yeni paket.
Daha fazla para.
Bu sistemin sonu yok.
2 TB cloud depolama alıyorsun.
Sonra 2 TB yetmiyor.
4 TB.
Sonra 8 TB.
Dosyalar çoğalıyor.
Abonelik büyüyor.
Şirketin geliri büyüyor.
Senin aylık masrafın büyüyor.
Asıl tehlike aboneliğe alışmak
İnsanların fark etmediği şeylerden biri de bu.
Bir kere clouda alışınca geri dönmek zorlaşıyor.
Telefon fotoğrafları otomatik olarak yükleniyor.
Bilgisayar dosyaları senkronize oluyor.
Belgeler her cihazda açılıyor.
Sonra “Ben bunu iptal edersem ne olacak?” sorusu geliyor.
Dosyaları indirmen gerekiyor.
Yerel depolama ayarlaman gerekiyor.
Yedekleme sistemi kurman gerekiyor.
Dosyaları düzenlemen gerekiyor.
Bir süre sonra insan uğraşmak istemiyor.
Abonelik devam ediyor.
İşte cloud depolama dezavantajları arasında en önemlisi bu bağımlılık.
Sistem seni kendisine alıştırıyor.
Sonra çıkmak zahmetli hale geliyor.
“Ama dosyalarım güvende”
Bu cümle de çok kullanılıyor.
Gerçekten mi?
Dosyalarını başka bir şirketin sistemine yüklediğinde artık kontrol zincirinin tamamı sende değil.
Hesabın kilitlenebilir.
Şifre sorunu yaşayabilirsin.
Hizmet değişebilir.
Şirket fiyatlandırmayı değiştirebilir.
Depolama paketleri değişebilir.
Hizmetin koşulları değişebilir.
Sunucu tarafında problem çıkabilir.
Elbette büyük sağlayıcıların ciddi altyapıları var.
Ama sonuçta verinin bulunduğu yer senin evindeki disk değil.
cloud depolama güvenli mi sorusunun cevabı da bu yüzden “şirketin altyapısı güvenli mi?” sorusundan ibaret değil.
Asıl mesele kontrol.
Dosyanın nerede olduğunu biliyor musun?
Nasıl saklandığını biliyor musun?
Hesabına erişemezsen ne olacak?
Hizmeti bırakmak istediğinde bütün veriyi kmevzuca çıkarabilecek misin?
Bunlar daha önemli sorular.
İnternet yoksa ne olacak?
cloud depolamanın bir başka komik tarafı da internet bağımlılığı.
Dosyanı açmak istiyorsun.
İnternet yok.
Senkronizasyon yapılmamış.
Dosya başka cihazda.
Bekle.
Yerel diskte dosya tutmanın en büyük avantajlarından biri burada ortaya çıkıyor.
Dosya bilgisayarındaysa bilgisayarı açarsın ve kullanırsın.
İnternet sağlayıcısının keyfini beklemezsin.
cloud depolama mı harici disk mi sorusunun cevabı bu nedenle herkes için aynı değil.
Ama önemli dosyaları sadece clouda bırakmak bana göre son derece kötü bir fikir.
Harici disk neden hâlâ mantıklı?
Çünkü basit.
Disk alırsın.
Bilgisayara bağlarsın.
Dosyayı kopyalarsın.
Bitti.
Her ay para ödemezsin.
Sunucu hesabı açmazsın.
Abonelik takip etmezsin.
İnternet bağlantısına ihtiyaç duymazsın.
Üstelik dosyanın fiziksel olarak nerede olduğunu bilirsin.
Tabii tek diske güvenmek de ayrı bir hata.
Disk bozulabilir.
Çalınabilir.
Kaybolabilir.
Bu nedenle önemli dosyalar için birden fazla yerel kopya bulundurmak daha mantıklı.
cloud depolama tamamen gereksiz mi?
Bu yazının mantığı zaten burada.
cloud depolama kullanılamaz demiyorum.
Mesele başka.
Her şeyi otomatik olarak clouda atıp bunun karşılığında sürekli para ödemeyi normalleştirmek.
Özellikle büyük arşivlerde abonelik sistemi kısa sürede ciddi masrafa dönüşebilir.
Bugün ucuz görünen aylık ödeme yıllar boyunca devam ettiğinde hiç de ucuz değildir.
cloud depolama yerine ne kullanılır diye sorarsanız cevap çok basit:
Harici HDD.
Harici SSD.
NAS.
Yerel yedekleme.
Birden fazla fiziksel kopya.
Bunlar hâlâ gayet kullanılabilir çözümler.
En komik tarafı: Diskin parasını tekrar tekrar vermek
Bir SSD satın aldığında en azından cihaz senindir.
Kapasite bellidir.
Disk masandadır.
İstersen başka bilgisayara takarsın.
İstersen dosyalarını başka yere taşırsın.
İstersen senelerce kullanırsın.
cloudta ise aynı kapasite için tekrar tekrar ödeme yapıyorsun.
Bir yıl.
İki yıl.
Beş yıl.
On yıl.
Sonra hesap makinesini açınca kafa bozuluyor
Çünkü o zamana kadar birkaç tane fiziksel disk satın alabilecek kadar para harcamış olabilirsin.
Ama elinde hâlâ bir abonelik var.
Sonuç
cloud depolama, özellikle sürekli erişim ve cihazlar arası senkronizasyon isteyenler için kullanışlı bir araç haline getirildi.
Ama sektör bunu öyle bir noktaya taşıdı ki artık insanların kendi dosyalarını kendi disklerinde saklaması neredeyse eski moda bir şeymiş gibi gösteriliyor.
Dosya senin.
Fotoğraf senin.
Video senin.
Belge senin.
Ama depolama alanı başkasının.
Ve bunun için her ay para ödüyorsun.
cloud depolama dezavantajları tam olarak burada ortaya çıkıyor.
Abonelik devam ettiği sürece hizmet devam ediyor.
Ödeme kesilince işler değişiyor.
Bu yüzden önemli dosyaları tamamen clouda teslim etmek yerine yerel kopyaları da elinde tutmak çok daha mantıklı.
Çünkü 2 TB’lık bir diski satın alıp senelerce kullanmak varken aynı kapasiteyi sürekli kiralamak, teknoloji sektörünün insanlara dayattıgı en güzel abonelik tuzaklarından biri.
Dosyalarınızı satın almadınız. Disk alanını kiraladınız.
Ve kira, her ay yeniden geliyor.