Eskiden telefon aldığında kutunun içinden gerçekten bir telefon paketi çıkardı.

Telefon vardı.

Şarj cihazı vardı.

Kablo vardı.

Kulaklık vardı.

Çeşitli aksesuarlar vardı.

Bugün kutuyu açıyorsun.

Telefon.

Kablo.

Birkaç kâğıt.

Bitti.

Sonra bunun adı “sürdürülebilirlik” oluyor.

Telefon üreticilerinin kutu içeriğini azaltması son yıllarda sıradan hale geldi. Şarj cihazları kutudan çıktı. Kulaklıklar zaten çoktan ortadan kayboldu.  Çoğu modelde kutunun içeriği neredeyse telefonun kendisiyle sınırlı hale geldi.

Fakat telefon fiyatları aynı şekilde küçülmedi.

Tam tersine yeni modellerin fiyatları yükselmeye devam ediyor.

Yani kullanıcı daha az ürün alıyor ama daha fazla para ödüyor.

Şarj cihazının kutudan çıkarılması bunun en güzel örneği.

Üretici:

“Çoğu kullanıcının zaten şarj cihazı var.”

diyor.

Peki hangi şarj cihazı?

Kaç watt?

Hangi hızlı şarj protokolünü destekliyor?

Yeni telefonun maksimum şarj hızına ulaşabiliyor mu?

Bunların hiçbirinin cevabı “evde bir adaptör vardır” kadar basit değil.

Telefonun kutusundan yüksek hızlı şarj adaptörünü çıkarıyorsun.

Sonra kullanıcı ayrı adaptör satın alıyor.

Telefonun kutusundan kablo çıkıyor.

Ama bazen o kablonun yanında uygun adaptör bulunmuyor.

Sonra yine alışveriş yapılıyor.

Kutu içeriği küçülüyor.

Alışveriş listesi büyüyor.

Bunun en komik tarafı ise telefonun fiyatının bu eksilen aksesuarlar kadar düşmemesi.

Telefonun yanında adaptör yok.

Kulaklık yok.

Kılıf yok.

Bazen farklı pazarlarda çeşitli aksesuarlar da bulunmuyor.

Ama fiyat etiketi hâlâ yerinde.

Üretici ise bunu çevrecilik üzerinden anlatıyor.

Daha küçük kutu.

Daha az malzeme.

Daha az taşıma hacmi.

Daha az atık.

Bunlar reklam açısından kulağa son derece güzel geliyor.

Fakat tüketici açısından sonuç oldukça basit:

Telefonu satın alıyorsun.

Sonra adaptör satın alıyorsun.

Sonra kılıf satın alıyorsun.

Sonra kulaklık satın alıyorsun.

Sonra belki başka bir kablo satın alıyorsun.

Telefonun yanında bulunması gereken şeyler ayrı ayrı satılmaya başlanıyor.

Bir zamanlar telefonun kutusundan çıkan aksesuarlar artık ek ürün haline geliyor.

Bu durum özellikle hızlı şarj tarafında daha belirgin.

Telefon üreticisi kutuya 120W destekliyor yazıyor.

Ama uygun adaptör kutuda yok.

Kullanıcı da “120W hızlı şarj kullanmak istiyorum” diyorsa ayrıca adaptör arıyor.

Telefonun teknik özelliği var.

Ama onu kullanmak için gerekli aksesuar ayrıca satılıyor.

Bu, tüketici açısından oldukça garip bir noktaya geliyor.

Kulaklıkların kutudan çıkarılması da aynı hikâyenin parçası.

Bir dönem telefon kutusundan kulaklık çıkması sıradan bir şeydi.

Sonra kablosuz kulaklıklar ortaya çıktı.

Telefon üreticileri kendi kulaklıklarını ayrı ürün olarak satmaya başladı.

Telefon kutusundaki kulaklık ortadan kayboldu.

Sonra şarj cihazı da gitti.

Bir süre sonra kutunun içeriği iyice küçüldü.

Kutu küçüldükçe “minimalist tasarım” anlatısı ortaya çıktı.

Ama tüketicinin evindeki aksesuar sayısı küçülmedi.

Tam tersine çoğaldı.

Her cihaz için ayrı adaptör.

Farklı kablolar.

Farklı şarj standartları.

Farklı aksesuarlar.

Telefon üreticileri ise bütün bunları ayrı ayrı satabiliyor.

Burada kutu içeriğinin neden yıllar içinde bu kadar azaldığını sorgulamak gerekiyor.

Çünkü kullanıcı açısından daha az aksesuar almak otomatik olarak daha iyi bir deneyim anlamına gelmiyor.

Eğer kullanıcıda zaten uyumlu adaptör varsa sorun olmayabilir.

Ama yoksa yeni bir ürün satın almak zorunda.

Ve bu maliyet telefonun fiyatına dahil değil.

Bütün bunların sonucunda telefon kutusu giderek daha boş hale geliyor.

Bir zamanlar kutuyu açmak bir ürün paketini açmak gibiydi.

Şimdi kutuyu açıyorsun ve içinden telefonla birlikte birkaç temel parça çıkıyor.

Sonra geri kalan ihtiyaçlarını mağazadan tamamlıyorsun.

Buna sürdürülebilirlik deniyor.

Buna minimalist deneyim deniyor.

Buna daha az atık deniyor.

Ama kullanıcı açısından görünen tablo çok daha basit:

Kutu küçülüyor.

İçerik azalıyor.

Aksesuarlar ayrı satılıyor.

Telefon fiyatı ise yerinde duruyor.

Telefonu al.

Adaptörü ayrıca al.

Kulaklığı ayrıca al.

Kılıfı ayrıca al.

Kabloyu ayrıca al.

Sonra bütün bunları tek tek toplamaya devam et.

Telefon kutu içeriğinin yıllar içinde geldiği nokta tam olarak bu.

Daha küçük kutu.

Daha az içerik.

Daha fazla ayrı satış.

Ve kullanıcıya bütün bunların “daha iyi deneyim” olduğu anlatılıyor.